Bu kadar mı korktun Lozan'dan!
Bu işin Ole Gunnar Solskjaer ile yürümeyeceği Nisan ayındaki Başakşehir maçında kendini belli etmişti.
Kadro ne kadar kötü olursa olsun, bir teknik adam takımdaki varlığını üç ayda hissettirir. Norveçli ise ilk günden gün geceye kadar ne bir hoca dokunuşu gösterebildi ne de geleceğe dair bir ışık yakmayı başardı.
Başakşehir maçında kesilmeyen bilet, 9 kişilik Konyaspor ve 10 kişilik Gaziantep FK mağlubiyetleriyle de kesilmedi, Çaykur Rizespor'a evinde mağlup olup üçüncülüğü kaybettiği maçla da...
Ve gün geceye geldik. Avrupa gitti!
Yapılan transferlere, harcanan paralara, sezon başında Solskjaer yönetiminde geçirilen kampa rağmen takım top oynamıyor.
Sağ kanatta Rashica'nın olmaması nedeniyle Taylan Bulut'u oynatmak bir zorunluluk olabilir ama Taylan Bulut'a savunma görevi vererek, geçtiğimiz sezon Göztepe deplasmanında yaptığı gibi defansı beşlemek bir zihniyet sorunudur.
Bu kadar mu korktun Lausanne'dan?
KENDİSİ DE UMUDU KESİP DALGA GEÇTİ
Solskjaer zaten uzatmaları oynadığının farkındaydı.
"Bu takıma ameliyat lazım" gibi söylemlerle futbolcularını defalarca taraftarın önüne attı.
4 yıllık başarısızlık nedeniyle tribünlerin, futbolculara karşı biriken tepkisini tetikleyerek bunun arkasına saklandı. Fakat ameliyata rağmen takımı toparlayamadı.
Önce bu yılki beklentisini ilk ikiyle puan farkını azaltmak olarak açıkladı.
Genç futbolculara hiç şans vermediği halde kendisini genç futbolcuları oynatan bir hoca olarak niteledi.
Ameliyat beklediği kadroyla Shakhtar maçından önce UEFA Avrupa Ligi finalini,
St. Patrick's maçından önce Konferans Ligi finalini hedef gösterdi.
Bu dalga geçmek değil de nedir?
Solskjaer her defasında "Bavullarım hazır, paramı verin gideyim" dedi, biz ısrar ettik "Hayır sen teknik direktörsün, sana daha transfer yapacağız kendini öyle göstereceksin" diye.
SOLSKJAER İLE ÇALIŞMA EĞRİSİ OLUŞTU
Beşiktaş'ta Lausanne maçında sahada en diri oyuncular Wilfred Ndidi ve Taylan Bulut'tu.
Yani geçen takıma en son katılan oyuncular...
Onlardan bir tık geride de Tammy Abraham var.
Beşiktaş'ta Solskjaer ile çalışma eğrisi oluştu.
Bir futbolcu onunla ne kadar uzun süre çalışırsa, o kadar geriye gidiyor.
Oysa ki geçen ay kamptan gelmiş takıma yeni katılan oyuncuların fiziksel olarak geride başlamasını beklersiniz her zaman.
Bunu nasıl başardı onu da anlamak mümkün değil.
ZAR ATMA LÜKSÜ YOKTU
Beşiktaş'ın dört yıllık sportif başarısızlık ve bu ekonomik şartlarda girilen maliyetlerin ardından plan-proje-sunum hocalarıyla zar atma şansı yok.
Daha önce denenmiş ve başarmış, garanti bir isime gitmek zorundaydı yönetim ve öyle de yaptı.
Okan Buruk için "Süper Lig'in bug'ını bulmuş" deniyor ya; o bug'ların kitabını yazmış bir hoca lazımdı Beşiktaş'a.
Zaten akla gelen iki, üç isim var.
İLK MAÇTA FARK EDER
Çok uzun süredir futbolculara yönelik ciddi bir tepki var.
Taraftarın tepki göstermesi normal ama konunun uzmanları olarak ekranlara çıkanlar, hoca faktörünü nasıl bu kadar gözardı edebiliyor?
Oyuncuların maç seçtiği konuşuluyor.
Pek katılamıyorum.
Beşiktaş'ta Rafa Silva'dan Jonas Svensson'a kadar bütün futbolcular, Solskjaer'in plansızlığı nedeniyle normal performansından en az yüzde 30 kötü oynadı.
Yeni hocanın gelişi, daha ilk maçtan etkisini gösterecektir.
Milli aradan sonra da bambaşka bir Beşiktaş sahada olur.