Fatih Terim'den hem İbrahim Hacıosmanoğlu hem de Montella'ya bir akıl daha: Oturduğunuz yerden jenerasyon ortaya çıkmaz
Türk futbolunun yetiştirdiği en başarılı teknik direktörlerden biri olan Fatih Terim, milli takım oluşumu için "Jenerasyon kendiliğinden olmaz. Oturduğunuz yerden jenerasyon ortaya çıkmaz. Arayacaksınız, tarayacaksınız, seyredeceksiniz." ifadelerini kullandı.
Fatih Terim, kendi YouTube kanalında A Milli Futbol Takımı'nın ABD galibiyetini ve Dünya Kupası'na veda etmesini değerlendirdi.
Zevk almak, eğlenmek insanı mutlu eder ama 'Ben bu maçı kaybedersem acaba neler olacak?' düşüncesiyle sahaya çıkan oyuncuların veya hocaların tavrı, tarzı, yaklaşım şekli hakikaten çok iyi olmaz.
Kaybetme korkusu sporcular için en kötü duygusudur. Onun için ben hayatım boyunca oyuncularıma 'Kaybetmekten korkmayın' dedim. Bir daha da kaybetmekten yine korkmayın, başka türlü kazanamazsınız. Çünkü kaybetmeyle kazanma arasında geçen cereyan eden akıma zaten spor veya futbol diyoruz.
Gruptan çıkan ABD'nin direkt Bosna ile eşleşmesi de bizi daha nerelere kadar gideceğimizi de bize hatırlatıyor. O zaman daha çok üzülüyoruz tabii ki. Yani buradan çıksak, Brezilya'nın Japonya ile eşleştiği, Fas'ın Hollanda ile eşleştiği bir ortamda, buradan çıkanın Bosna ile eşleşmesi çok daha iyi ve mantıklı olduğunu düşünecek olursak daha da hayıflanacağız.
Dünyanın en güzel şovunu yapan, spora şovu katan ülkesi Amerika'dır. Dolayısıyla kazançların, kayıpların etki oranları bizdeki gibi değildir. Bizdeki kayıplar bize çok ağır darbeler verir. Bu da özellikle oyuncular için baskı altında oynama, stres altında, gerilim altında kalma ve kaybetme korkusu gibi bir son doğurur.
Onlarda bu yok. Zaten yaşam tarzları bu. Maç bittikten sonra onlar için eğlence başlar. Bizde eğer kazanmışsak olağanüstü bir sevinç, kaybetmişsek olağanüstü bir üzüntü yaşıyoruz ve birbirimizi kırıyoruz. Onarılması güç işler çıkıyor ortaya.
Şu bir gerçek ki bu turnuva bitti, şimdi Uluslar Ligi başlıyor. Hemen en kısa sürede buranın fiziksel, ruhsal, zihinsel tedavisini herkes kendi içerisinde yapmalı ve başlayan liglerine dönerken bir yandan da Uluslar Ligi organizasyonuna kendimizi hazırlamalıyız. Tamam, kötü bitti. Yani daha doğrusu istediğimiz gibi olmadı diyelim ama şampiyonalar durmuyor, hayat devam ediyor. Bir ikincisi de elimizdeki takımın aşağı yukarı bundan sonraki birçok organizasyonda oynama ihtimali olan yaşlarda olduğunu da unutmamak gerekir.
Şans, iyi bir planın geriye kalanıdır. Şans, çalışana yardım eder. Aksi halde size 'merhaba' falan demez şans... Ben de anlamam. Şimdi bir de eskiden şöyle tabirler vardı: "Son dakika attı ama." Ya kardeşim, son dakika atılan sayılmıyor mu? İlk dakika atılan sayılıyor da. Anlatabiliyor muyum? Direkten dönme var sizin, çok meşhur sözünüz. Evet. Şimdi o seneler direkten dönme muhteşem bir hareketti ama direkten döndü, ne yapalım? Bu nedir yani? Şanssızlık.
Yıllarca şanssızlık gitti. Hâlâ şans kelimesini kullanan var. Ne alakası var şansla? Hayır, hiç alakası yok. Şans nedir biliyor musunuz? Şans, iyi bir plandan arta kalandır. Şans. Şans başka bir şey değildir. Siz 3 metrede vuruşa hazır değilsiniz. Vuruşunuz, teknik vuruşunuz doğru değil. Vücudunuz doğru yerde değil. Konsantre değilsiniz. Hazır değilsiniz. Vurdunuz direğe. E ne yapayım kardeşim, direğe dedi. Direğe konsantre ama 7.32'ye atamıyorsunuz.
Hepsi hazır olursa şans size yardımcı olur. Yani. Onu söylüyorum, iyi bir planın arta kalanıdır. Şans da çalışana yardım eder zaten. Aksi takdirde size merhaba falan demez şans.
Jenerasyon kendiliğinden olmaz. Oturduğunuz yerden jenerasyon ortaya çıkmaz. Arayacaksınız, tarayacaksınız, seyredeceksiniz. Başka türlü bir araya nasıl gelir jenerasyonlar. Şimdiki jenerasyona evet altın da diyebiliriz, pırlanta da, ama bunun gerisi de gelmeli, fazlası da olmalı.
Bu takım ve çocuklarımız, hayal kırıklığı yaşadık diye değiştirilecek çocuklar değil! Kemik bir kadromuz var, kadroya girmek için zorlayanlar da olacaktır. Yeni hedeflere de bakmalıyız. Artık yaş diye bir şey de yok, 40 yaşında oyuncuların oynadığını görüyoruz.
Maçları geri alsak, bir daha oynasak Paraguay'ı da, Avustralya'yı da yenecek bir takım olduğumuz çok açık. Ama şimdi tekrardan artık hedeflenmek lazım. Buradan çıkacak olan dersler hocamıza ve oyuncularımıza lazım olacak. Hatalardan arınacağız, o hatalardan döneceğiz. Oynadıkça daha da başarılı olacağımıza inanıyorum.
Evet, Metin Tekin böyle bir tespitte bulunmuş. Doğrudur, Metin tabii benim çok sevdiğim, saygı duyduğum bir kardeşimdir. Hem takım arkadaşımdı milli takımda, hem sonra da meslektaş olduk; beraber de çok da güzel bir turnuva geçirdik. Ayrıca da çok severim. Şimdi, insan hem futbolcuysa hem teknik adamsa buralardan bir şeyler alıp getirmeli. Yani doğru bir şeyi daha geliştirmeli. Eğer doğru olduğuna inanmıyorsa ondan da vazgeçmeli.
Şimdi ben ilk Galatasaray'a geldiğimde oyuncularımı topladım ve şöyle dedim: "Burada ikincilik başarı değildir. Böyle bir şey olsa beni başarılı ad ederlerdi." Türkiye Kupası, şampiyon nedir o, Avrupa'ya gitme, işte Cumhurbaşkanlığı Kupası, Süper Kupa... Hepsini kazandım ama lig kazanamayınca başarısız oluyorsun. İkincilik demek bizde başarı değil.
Dolayısıyla ben de Türkiye'deki gerçekleri söyledim oyuncuma. Yani burada ikincilik, üçüncülük başarı değil. Şampiyonluk başarı. Birincilik başarı. Ve biz bu mantaliteyle başladık. Çünkü tam maça çıkılacak, bir kişi illa çıkar der ki: "Arkadaşlar ilk 20 dakika, 15 dakika gol yemiyoruz." Ya ben de dedim ki: "Kardeşim niye gol atmıyoruz?" E iyi de niye atmıyoruz? Birçok doğru bilinen şeyleri ama yanlış olanları değiştirdiğime inanıyorum. Çünkü Allah kanunu değişmez, ayet değişmez. İnsanın koyduğu bir şey değişir.